
Hâlâ “anahtar kelime metinde yüzde 2 oranında geçmeli” diye başlayan SEO tavsiyeleri dolaşıyor. Bu tür sabit oran kuralları bugün pek işe yaramıyor. Bir blog yazısını aramada öne çıkaran şey, birinin sorduğu soruya diğer sayfalardan daha net ve daha güvenilir bir cevap vermesi. Yapay zekâ destekli aramalar da benzer bir şey arıyor: alıntılanabilir, kısa ve doğru bir cevap.
Aşağıda kendi blog yazılarımızı ve müşterilerimiz için hazırladığımız içerikleri yazarken izlediğimiz akışı anlatıyoruz.
Konu seçimi: müşterinin sorduğu sorular
En iyi blog konuları, müşterilerinizin size zaten sorduğu sorulardır. Bir boya ustası için “Banyo tavanı neden kararır, boyamak çözer mi?” Bir muhasebeci için “Şahıs şirketi mi limited şirket mi, hangisi kime uygun?” Bu sorular hem gerçek bir ihtiyaçtan geliyor hem de soranın sizin müşteriniz olma ihtimali yüksek.
Konu listesi çıkarmak için birkaç kaynağa bakın. Telefon ve WhatsApp konuşmalarınızı, gelen e-postaları, Google'da konunuzu yazınca çıkan “Diğer kullanıcılar şunları da sordu” kutusunu ve Search Console'da sitenizin göründüğü ama tıklanmadığı sorguları. Son kaynak özellikle değerli; Google sizi o konuyla zaten ilişkilendiriyor, yalnızca iyi bir cevabınız yok.
Ardından her soru için tek bir şeyi kontrol edin: Bu soruyu soran kişi, bir noktada bizim hizmetimize ihtiyaç duyabilir mi? “Banyo tavanı neden kararır” sorusunun cevabı nem ve havalandırma; okuyanların bir kısmı da sonunda ustaya ihtiyaç duyar. “Evde boya nasıl yapılır” ise tam tersi bir kitleye yazılmış olur. Anahtar kelime araştırmasının nasıl yapıldığını ayrı bir yazıda ayrıntılı anlattık.
Başlık ve giriş paragrafı
Başlık, aranan soruyu ya da ihtiyacı açıkça içermeli. Esprili ya da gizemli başlıklar sosyal medyada işe yarayabilir ama aramada genelde çalışmaz; insan arama sonucunda kendi sorusunu görmek ister.
“Tavandaki Siyah Lekeler: Bir Ustanın Gözünden” yerine “Banyo Tavanı Neden Kararır? Küf Sebepleri ve Kalıcı Çözüm” daha iyi bir başlık. Arama sonuçlarında kesilmemesi için 60 karakter civarında tutmaya çalışın.
Giriş paragrafı ise yazının en önemli kısmı. Burada iki hata yaygın. Birincisi uzun bir ısınma: konunun ne kadar önemli olduğunu, ne kadar çok insanın bu sorunu yaşadığını anlatan üç paragraf. İkincisi cevabı yazının sonuna saklamak. Okuyucu da Google da cevabı ilk paragrafta görmek istiyor.
Kısa cevap ve ardından detay
İşe yarayan yapı basit: İlk 2 ila 4 cümlede sorunun doğrudan cevabını verin. Sonra detaya inin.
Örneğin: “Banyo tavanının kararması çoğu zaman yüzeyde biriken nemin yol açtığı küftür. Boyamak lekeyi bir süre gizler ama havalandırma düzelmeden küf geri gelebilir. Kalıcı çözüm için yüzeyi küf önleyici solüsyonla temizlemek, kurumasını beklemek, ardından nem dayanımlı bir boya uygulamak ve banyonun havalandırmasını iyileştirmek gerekir.”
Bu paragraf tek başına alıntılanabilir. Bir yapay zekâ asistanı ya da Google'ın öne çıkan cevap kutusu onu olduğu gibi alabilir ve sizi kaynak gösterebilir. Okuyucu ise cevabı aldıktan sonra ayrıntıyı merak ederse okumaya devam eder: hangi solüsyon, kaç kat boya, havalandırma için hangi seçenekler, ne zaman ustaya ihtiyaç var.
Detay bölümünde en değerli şey kendi deneyiminiz. Genel bilgiyi herkes yazabilir. Sahada gerçekten gözlemlediğiniz bir şey, örneğin aspiratörün hiç çalıştırılmadığı banyolarda sorunun tekrar ettiği, ise yalnızca o işi yapan birinden gelir ve yazıyı diğerlerinden ayırır. Kendi gözleminizi yazın; uydurma istatistik ya da “uzmanlar diyor ki” gibi kaynaksız alıntı kullanmayın.
Uzunluk konusunda da bir not: Yazının uzunluğu sorunun gerektirdiği kadar olmalı. Bazı sorular 600 kelimede tam cevaplanır, bazıları 2.000 kelime ister. Kelime sayısını şişirmek için tekrar eden paragraflar eklemek, okuyucuyu da sıralamayı da kötü etkileyebilir.
Başlık hiyerarşisi ve listeler
Sayfada tek bir H1 olur, o da yazının başlığıdır. Ana bölümler H2, onların alt bölümleri H3. Bu düzen yalnızca görsel değil; Google ve ekran okuyucular yazının yapısını bu başlıklardan anlar.
Ara başlıkları da sorulara benzetmek işe yarıyor. “Sebepler” yerine “Banyo tavanında küf neden oluşur?”, “Çözüm” yerine “Küflü tavan nasıl boyanır?” gibi. Böylece her bölüm, kendi başına bir arama sorgusunun cevabı olabilir.
Liste ve adım adım anlatım, gerçekten sıralı ya da madde madde bir içerik varsa kullanılmalı. Bir süreci anlatıyorsanız numaralı adımlar okuyucunun işini kolaylaştırır. Ama her paragrafı listeye çevirmek metni parçalar ve bağlamı kaybettirir. Bir kural olarak, düşünce ya da açıklama paragrafta, sıralı işlemler ve karşılaştırmalar listede.
İç linkleme
Her blog yazısı sitenizde yalnız durmamalı. İki yöne bağlanmalı: ilgili diğer yazılara ve ilgili hizmet sayfasına.
Banyo tavanı yazısından “Banyo boyası için hangi boya seçilmeli” yazısına ve “Banyo ve ıslak hacim boyası” hizmet sayfanıza bağlantı verin. Bağlantı metni, gideceği sayfayı anlatsın; “buraya tıklayın” yerine “ıslak hacimler için boya hizmetimiz” gibi.
Tersini de yapın. Yeni bir yazı yayımladığınızda, aynı konuya değinen eski yazılarınızdan ona bağlantı ekleyin. Yeni sayfa böylece daha hızlı keşfedilebilir ve sitenizin o konudaki derinliği daha görünür olur.
Bir yazıdan kaç bağlantı verileceğine dair sihirli bir sayı yok. Okuyucunun gerçekten tıklamak isteyeceği yerlere bağlantı verin; her paragrafa bir link serpiştirmek yerine, ilgili noktada iki üç güçlü bağlantı çoğu zaman yeterli.
Yayından önce son kontrol
Yayınla butonuna basmadan önce şu soruları sorun:
- Soru ilk paragrafta cevaplanıyor mu?
- Başlık arama sonucunda kesilmeyecek uzunlukta mı ve soruyu içeriyor mu?
- Meta açıklama, yazının ne vaat ettiğini 150 ila 160 karakterde anlatıyor mu?
- Görsellerin dosya adı ve alt metni var mı?
- Yazıda en az bir hizmet sayfasına ve bir ilgili yazıya bağlantı var mı?
- Yazarı ya da işletmeyi gösteren bir bilgi var mı?
- Kullandığınız görsellerin ve alıntıların kullanım hakkı sizde mi?
Yayın sonrası güncelleme
Blog yazısı yayımlandığı gün bitmiyor. Yazılar, özellikle fiyat, mevzuat ya da teknoloji gibi değişen konularda, zamanla eskir ve sıralama kaybedebilir.
Yayından iki üç ay sonra Search Console'da yazının hangi sorgularda göründüğüne bakın. Çoğu zaman beklemediğiniz sorgular çıkar. Yazı, “banyo tavanı küf” için yazılmışken “tavan küfü sağlığa zararlı mı” sorgusunda da görünüyorsa ve bu soruya yazıda cevap yoksa, bir bölüm ekleyin. Bu, sıfırdan yeni bir yazı yazmaktan genelde daha hızlı sonuç verir.
Güncelleme yaptığınızda yazıdaki tarihi de güncelleyin ve neyin değiştiğini gerçekten değiştirin; yalnızca tarihi yenilemek okuyucuyu yanıltır. Hangi yazıyı ne zaman gözden geçireceğinizi planlamak için içerik güncelleme takvimi yazımızdaki basit tabloyu kullanabilirsiniz.
Yılda 50 yazı yayımlayıp hiçbirine geri dönmemek yerine, 20 yazı yazıp her birini yılda bir kez güncellemek birçok küçük işletme için daha iyi bir sonuç verir.
Sıkça Sorulan Sorular
Blog yazısı kaç kelime olmalı?
Sabit bir sayı yok. Yazı, sorunun eksiksiz cevaplanması için gereken uzunlukta olmalı. Bazı sorular 600 kelimede tam cevaplanır, bazıları 2.000 kelime ister. Tekrar eden paragraflarla kelime sayısını şişirmek fayda sağlamaz.
Ne sıklıkla blog yazısı yayımlamalıyım?
Düzenli olmak sıklıktan daha önemli. Küçük bir işletme için ayda bir ya da iki iyi yazı ve eski yazıların yılda bir gözden geçirilmesi çoğu zaman yeterli. Kaliteden ödün vererek haftalık yazı çıkarmak genelde beklenen sonucu vermez.
Blog yazıları genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki, mali veya teknik danışmanlık yerine geçmez.
